Blog

Voltimum Türkiye Portalı Planlux Yazıları 4

Mimaride ışık kaynakları ve seçimleri Hakkında Fikirler

Günümüz mimarisi, gelişen yapı sektörü, tasarım sektöründe yeni bir disiplin olan aydınlatma tasarımının yaygınlaşmasında ve ilerlemesinde büyük pay sahipleridir. Aydınlatma tasarımcıları, mimari ekiplerin konseptlerinden yola çıkarak, onlarla birlikte çalışarak, yaratıcı fikirlerle mevcut mimariye katkı sağlamaktadırlar. Aydınlatma tasarımının esas aldığı noktalardan biri mimarinin tanımlanmasını desteklemektir. Bu mimari tanımlama gerekli bazı değerler göz önünde bulundurularak ve onlara bağlı kalarak, aşırıya kaçmadan yapılmalıdır.

Aydınlatma tasarımının sınırları çok geniş bir alana yayılmıştır. En küçük bir noktadan, büyük ölçekli bir AVM cephesine kadar, o mekanın ya da kütlenin özelliklerini öne çıkarmayı gerektirir. Bunları yaparken mimarinin detaylarını göz önünde bulundurmak, o mekanda hissedilmesi istenen aydınlatma senaryosunun oluşmasında faydalı olmaktadır. Örneğin, ıslak hacimleri ele alalım, tuvalete girdiğinizde sadece bireyin aynada kendisini nasıl gördüğü ya da yeterli ışık olup olmadığı düşüncesinin yanısıra, mimari ekip tarafından özenle seçilen malzemelerin de ön plana çıkarıldığından emin olmak gerekmektedir. Lavabonun üzerine yerleştirdiğiniz noktasal ışık musluktaki metalin pırıltısı ile öne çıkmasını sağlayacaktır. Böylece ortama bir değer katıldığını farkedeceksiniz.
Aydınlatma tasarımını mimari olarak bazi degerleri goz onunde bulundurarak düşünsek de gelişen teknolojiyle birlikte ışık kaynaklarının çeşitlenmesi gerçeğini göz ardı edemeyiz. Bu sebepten tasarımı gerçekleştirirken ürünlerde daha da seçici davranmaya başladık. Verimlilik çıtasının her geçen gün yükselmesi ile ekipmanlarda enerji tasarrufu sağlayan, bakımı kolay, uzun süre boyunca değişiklik gerektirmeyecek ışık kaynakları seçilmesine dikkat etmeye eskisinden daha çok özen gostermeye başladık..
Güç ve renk geriverimi olarak halojen lambaları led lambalarla karşılaştırdığımız zaman, halojen lambalardan çıkan ışık spektrumunlarının devamlılığı sonucu, mükemmele yakın bir renk geriverimi oluşmaktadır. Bu yüzden de ışık kalitesinin ön planda olduğu sergi ve müze, medikal gibi alanlarında, halojen lambalara hala ihtiyaç duyuyoruz.
Son 2-3 yıldır projelerimizde hem ışık renk geriveririmi (CRI) açısından hem de ışık dağılımı açısından son derece memnun olduğumuz bir lamba türü olan retrofit lambalari tercih ediyoruz. Halojen GU10 duylu lambaların 35W- 50W’larına denk gelen, direkt enerjili dim edilebilen LED lambalar genel alanlarda beklentileri karşılayan, müşterilerimizin de memnun kaldigi bir ışık kaynağı olmustur.
 
resim 1                                                                               resim 2
Resim 1 ve 2?de 25 dereceli 7W?lik lamba kullanımına örnek; İç bahçede kullandığımız led lambalarin bitkilerin renklerini yansıtırken basarılı oldugunu gördük.
(resim3) Mimaride bulunan iç bahçelerden gelen doğal ışık açık bırakılan kirişlerdeki detaylarla devam ettirilmesi hedeflendi.
Doğal bir izlenim vermek ve ortamı ferahlatmak adına endirekt ışık kaynakları, bizim için vazgeçilmez bir çözüm. Tavan mesafesinin yüksek olduğu ve tavanın geniş bir alana yayıldığı yerlerde hala verimliliği (lm/w) göreceli olarak yüksek olan fluoresan lambalara ihtiyaç duyarız. Fuloresan lambanın seçminde genelde iç mekanlarda tercih ettiğimiz renk sıcaklığı 2700K-3000K’dir. Aslinda bu renk sicakligi tercihleri projenin özelliklerine ve amaçlarına bağlı olarak karar verilse de müşterilerin çoğunun ‘beyaz ışık’ olarak adlandırdığı  4000K ve üzeri ışık kaynakları iç mekanda görece soğukluk hissine ve kullanım isteğinden uzaklaştırmaya sebep olabilmektedir. Floresan lambalar da diğer ışık kaynakları gibi mimari detaylarda gizlenilmeye çalışılsa da bazen çıplak olarak kullanılmaları da güzel sonuçlar doğurmaktadir. Ancak bu tarz kullanımlarda kamaşma olabileceğinden mutlaka kırıcı bir yüzey ile ışık dağılımı dengelenmelidir.
Lamba kullanımlarını gözden geçirecek olursak; Led teknolojisinin hızla geliştiğini görebiliyorsunuz. Ledler de en az floresanlar kadar güçlü ışık kaynağı olarak kullanılmaya başlandılar. Fluoresan ışık kaynaklarının ledlere göre en önemli tercih nedenlerinden biri hala maliyetlerde düşük fiyatlı olması olarak gösterilebilir.
Ledlerin sağladığı esnek kullanım alanları sayesinde, küçük detaylar uygulanacağı zaman, şerit ledler hayat kurtarıcılarıdır. Verilen kullanım garantisi ise, 5-6 yıl boyunca kullanım açısından rahat olunmasını ve müşterinin memnuniyetini sağlıyor. Taiki bu noktada yapılan montaj kalitesi de kullanılan ürün kadar önemlidir. Kullanılan komponentler, yerleşim ve soğutma detayları doğru öngörülmeden, kablolama ustaca yapılmadan led sistemlerden performans beklemeyin. Şerit ledlerde karşılaşılabilecek sorunlardan bir diğeri de uzun metrajlı kullanımlarda renk farklılıklarının olmasıdır. İçlerinde çipler bulunduran noktasal şerit aydınlatmalarda, çoğu zaman renk değerleri aynı olamayabiliyor. Böyle bir sorunla karşılaşmamak için bu ürünlerin doğru markalarda temin edilmesi taraftarıyız.
Kullanım alanları olarak lambaların seçimlerinde bazı denenmiş ve memnun kalınmış seçimlerimiz mevcuttur. Metal halide lambaların de gelişimini göz önünde bulundurursak, küçülttükleri lamba ve balast boyutları sayesinde, armatür kullanımı açısıdan daha esnek imkanlar sağlamışlardır. Metal halidelerin kullanım alanlarına ek olarak, genelde yüksek tavanlı binalarda eğer yerde belli bir lux değerine sahip olmak istiyorsanız bunu, dar açılı ya da geniş açılı bir metal halide lamba ile elde etmeniz çok kolay. Işık gücü olarak tartışılmaz bir özelliği olsa da uygulamada karşılaşılan ateşleme süreci bazı büyük projelerde geri adım attırabiliyor. Burada da metal halide lambalara alternatif olarak PAR led lambalar devreye giriyor. Mekanlarda en az metal halide kadar kuvvetli bir ışık gücü oluşturmamızda yardımcı olabiliyorlar. Armatürdeki reflektörlerin sağladığı ışık dağılımınu kullanmak yerine, PAR lambaların kendi reflektörlerini kullanmayı tercih ediyoruz bu da bizim ufak çaplı armatürler kullanarak, tasarım açısından farklı alternatifler sunmamızı sağlıyor.
Mimariyi etkileyen asıl ışık kaynağı ise doğal ışıktır. Projelerimize başlamadan önce, doğal ışığın geldiği noktaları belirlemek için aydınlık seviyelerinin iç mekandaki dağılımının araştırılması gerekmektedir. Bu araştırma sonucunda seviyeleri dengelemek adına, armatür yerleşimleri ve ışık kaynağı seçimleri yapılmalıdır.
Isik kaynaklarinin seciminde mimaride kullanılan malzemeler ve renkler büyük rol oynarlar. Aydınlatma tasarımının en önemli kriterlerinden biri aydınlatmayı mimariye entegre etmektir. Işığı bir obje olarak algılamaktansa, mekanın amacına ve gereksinimine uygun olarak düşünülmelidir. Cogu projenin sonunda mekanın karanlık kaldigina dair geri dönüşlerle karsilasabiliyoruz. Burada unutulmaması gereken nokta; aydınlık seviyesi kadar, karanliga da ihtiyacimiz oldugu ve belirli bir amaç için kullanılması gerektiğidir.
(resim 4) Projelerimizde dikkat ettigimiz noktalardan biri mimaride her alanin aydinlatilmasi degil, belirli yuzeylerin aydinlatilmasidir. Ozellikle sinema projelerimizde, karanlik bir fuaye alani tercih ediyoruz. duvar yuzeylerini aydinlatarak, sinirlari belli ederek musterilerin sinemanin alanini hissetmelerni sagliyoruz.
Aydinlatma danışmanı olarak, müşterilerimize en doğru seçenekleri sunmak bizim icin önemli bir görev, bu da aydınlatmayla ilgili mümkün olan her türlü konuya hakim olmayı gerektiriyor. Gelişen teknolojiler, kontrol sistemleri, maaliyetler, kısacası görsel olarak ortaya çıkan sonucun arka planinda da kontrol etmemiz gereken sayısız konu mevcut. Aydınlatma tasarımcısı, bizim açımızdan, müşterinin hem görsel hem de teknik açıdan tamamen güvenebileceği, uzun vadede kalıcı çözümler üretmelidir. Bu bir yandan teknik ve teknolojik gelişmeleri önden izlemeyi, diğer bir yandan da ?eski? ve klasik çözümleri devamlı gözden geçirerek proje için doğru olanı savunmayı gerektirmektedir.
Başak Okay