News

İstanbul Senin Aydınlatma Ürünleri Tasarımı Yarışması Sonuçlandı

Projemiz İstanbul Senin – Aydınlatma Ürünleri Tasarımı Yarışmasında 4. Mansiyon’a layık görüldü.  













KONUR İSTANBUL PROJE LİNKİ




PROJE RAPORU

STIN·POLI

Günün Akşam Saatlerinde İstanbul, Yerler ve Kentte Gezenler

Kış günleri, akşam erken gelen karanlıktan sonra acele acele evlerine dönen insanların siyah-beyaz renkleri bana bu şehre ait olduğum, 
bu insanlarla bir şeyler paylaştığım duygusunu verir.

Hayatın, sokakların ve eşyaların yoksulluğunu gecenin karanlığı sanki örtecek ve hepimiz ev içlerinde, odalarda,
yataklarda soluk alıp verirken, İstanbul’un artık çok uzaklarda kalmış eski zenginliğinden, kaybolmuş
yapılarından ve efsanelerinden yapılmış rüyalarla, hayallerle haşır neşir olacağız gibi hissederim. Soğuk kış akşamlarının,
tenha kenar mahallelere, soluk sokak lambalarına rağmen şiir gibi inen karanlığını, yabancı, Batılı gözlerin
bakışlarından uzakta olduğumuz, şehrin utançla saklamak istediğimiz yoksulluğunu örttüğü için de severim.
İstanbul – Hatıralar ve Şehir
Orhan Pamuk


Haritalar yere ilişkin verileri yeniden düzenler ve bazı bilgileri görünür kılar; bu sayede yer ve gündelik hayat deneyimlerimiz arasında köprü kurmamızı, kendimizi kentsel mekânda yeniden konumlandırmamızı sağlar. Haritalar ve hikâyeler arasında güçlü bir analoji kuran Turchi, haritaların okuyucusuna aynı zamanda kentteki yaşama dair soru sordurduğunun altını çizer: “Haritalara soru sormak bana bir hikâye anlat demektir” [1].

Harita ve hikâyelerin kesişiminde, bugün bize çevrimiçi haritaların ya da kartografik belgelerin kolaylıkla veremeyeceği bir bilgi açığa çıkar: İstanbul şehirden kente, kentten hem nüfusu artan hem de sınırları genişleyen bir metropole dönüşse de hep bir çeşitlilik (diversity) barındırır.

Osmanlı coğrafyasının parçalanması ve ardından ulus-devletlerin inşasında dünyanın pek çok kentinin olduğu gibi İstanbul’un da çok dinli, çok uluslu ve çok kimlikli kozmopolit yapısı zarar görmüştür. Fakat, kentleşme, küreselleşme, neoliberal dönüşüm gibi süreçler sonrasında bile İstanbul bugün hâlâ bir çeşitlilik (diversity) ve heterojen kesişimlerin olduğu bir bir-aradalık barındırıyor. Kendini kamusal alanda ifade edişi son yıllarda daralsa da, baskın olan dışında kalan, etnik, politik, dini, sınıfsal kimlikler ve cinsiyet kimlikleri kentte bir arada yaşıyor.

İstanbul farklı geçmişler ve kimlikler taşıyan çok çeşitli insanlara aittir. İstanbul’u ‘Stinpoli’ olarak adlandıran Türkiyeli Rumlar bu tarihsel isimle kentin sahiplerinin içinde yaşayan insanlar olduğuna dikkat çeker. ‘Stinpoli’ oldukça yalın bir biçimde şehir içinde (se tin poli, in the city) demektir. “Çünkü i poli, yani şehir, ne krallara ne padişahlara ait değildir. Şehir insanlarına aittir” [2].

‘İstanbul Senin’ çağrısının kurduğu güçlü bağlamın haritaya sorduğu sorular var: İstanbul kimin kenti? Kentin hangi mekânları hangi farklı kimlikleri barındırıyor? Gün battığında hangi sokaklara kimlerin gölgesi düşüyor?

STIN·POLI, İstanbul’un farklı kentsel mekânlarını İstanbul’da yaşayan, tanıdığımız ya da karşılaştığımız insanların ve onlarla yolları kesişen diğer canlıların sokak lambalarıyla aydınlanan hikâyeleri üzerinden okuyor. Bu hikâyeler, birbirinden hem insanların farklı kimlikleri hem de bu kimliklerin İstanbul’un kentsel mekânlarıyla kurdukları bağ üzerinden farklılaşıyor.

STIN·POLI’nin hikâyeleri farklı ülke ve şehirlerden göç edenleri ve İstanbul’da doğmuş olanları içeriyor. Saleh Suriye’den zorunlu yerinden edilmeyle İstanbul’a gelmiş. Ayşe ve Ali, iş, eğitim, kültür ağlarının tetiklediği iç göçle Anadolu’daki küçük şehirlerden İstanbul’a taşınmış ve burada yaşamlarını sürdüren kişiler. Miranda, Figen, Hayat ve Cemil doğduklarından beri aynı mahallede yaşama şansına sahip olmuşlar. Miranda ve Figen, bir kısmı mübadele sırasında ve sonrasında Yunanistan’a göç etmiş İstanbullu Rum bir ailedenler. İstanbul’un martıları, kedi ve köpekleri, mahalle arasındaki sokakların, yeşil alanların, Boğaziçi ve Haliç’in kent sakinleri olarak hikâyelerdeki çeşitliliğin bir parçası. Soner ve Orfi dünyada çok az kentte rastlanabilen bir durum olarak İstanbullularla sokakta ortak bir yaşam sürdüren köpekler [3].

Gün devrildikten sonra hikâyelerin karakterleri kent meydanında, saklı bir Roman mahallesinde, dar kaldırımlar boyunca, merdiven-sokaklarda, mezarlık ve patikalarında, manzaralı bir tepede, sahil parklarında, plaza önlerinde ve mahalle aralarında geziniyor. Hikâyelere ve rotalara sahne olan tüm yerler; Taksim, Tarlabaşı, Şişhane, Kasımpaşa, Cihangir, Fındıklı, Boğaziçi, Balat, Eyüp, Pierre Loti Tepesi, Haliç, Bahariye, Moda, Levent ve Teşvikiye, STIN·POLI ürün ailesi ile yeniden aydınlatılıyor.




Tasarım Yaklaşımı

Kentin altyapısını oluşturan köprüler, yollar, kaldırımlar, duraklar gibi aydınlatma ürünleri de insanların yaşam alanlarını ve kamusal mekânı üretir. STIN·POLI İstanbul’un kentsel kamusal mekânlarını çeşitliliğin deneyimlendiği bir zemin; aydınlatma ürünlerini ise farklı özellikteki ışık kaynaklarını saran bir ‘zarf’, onları taşıyan bir arayüz olarak yorumluyor.

Kamusal alanların aydınlatılması için dünya metropollerinin bulunduğu noktada olmasak da, zaman içinde belli bir kültürün ve üzerinde mutabık kalınmış bazı standartların oluştuğundan bahsetmek mümkün. Kent kimlikleri oluşturulurken kamusal aydınlatma konusu eskisinden daha çok önemseniyor ve bu alanda mühendislik ve tasarım hizmetlerine ihtiyaç duyuluyor. Enerji politikalarındaki gelişme ve ışık kirliliği için yapılan uyarıların dikkate alınmaya başlaması da bu alandaki önemli gelişmeler arasında.

Alışılagelmiş yol/sokak aydınlatması açısından baktığımızda sayısız algılayıcı ve ekipmana ev sahipliği yapabilecek aydınlatma elemanlarının önünde hâlâ bazı temel engeller mevcut. Kablosuz iletişim platformlarının veri protokollerinin hâlâ netleşmemiş olması, tasarımların geleceği ile ilgili temel belirsizliklerin başında geliyor. Bununla birlikte bir ışık kaynağı tasarımının kamusal mekânda tüm sorunları giderilmiş olarak, çok sayıda üniteyle, ergonomik ve ekonomik bir kullanım alternatifi haline gelebilmesi bazen yıllar süren araştırma – geliştirme süreçleri gerektiriyor. Teknolojik gelişmelere doğrudan bağlı bu süreçler doğal olarak ışık kaynağı tasarımı ile armatür tasarımını birbirinden ayırıyor.

Bu temel sebeplerle STIN·POLI ürün ailesi geliştirilirken, aydınlatma üreticilerinin hali hazırda piyasaya sunmuş oldukları platformları (aydınlatma aygıtlarını) kullanmanın değerli ve gerçekçi bir yaklaşım olduğu düşünüldü. Tasarlanan ürünlerle, bu platformları (aydınlatma aygıtlarını) sarıp sarmalayacak, taşıyacak, mimari çevreyle ilişkisi kuvvetli, kimlik anlamında kendi içinde tutarlı bir arayüz oluşturmak hedeflendi. Her ürünle birlikte kullanılabilecek piyasada mevcut en az iki ışık kaynağı alternatifi bulunmasına dikkat edildi. Bu sayede yıllar süren aydınlatma aygıtı tasarımı sürecini baştan başlatmadan, hem piyasanın teknolojik olarak mevcut kapasitesinin en doğru şekilde kullanılması, hem yerel yönetime mevcut yasal mevzuatlar çerçevesinde gerçekçi bir tedarik serbestliği sağlanması, hem de yıllar içinde gerçekleşecek teknolojik değişimlerden etkilenmeyecek sürdürülebilir, İstanbul’a ait bir ürün kimliği yaratılması hedeflendi.

Tasarım yaklaşımının önemli noktaları:

  • Ürün ailesinin her üyesi ışık kaynaklarını taşıyan birer ‘zarf’, arayüzdür.
  • Ürün ailesi modülerdir. Kullanılan ortak malzemeler, ortak üretim süreçleri ve tekrar eden boyutlar sayesinde seri üretime uygundur.
  • Ürün ailesi ile birlikte halihazırda piyasadan tedarik edilebilecek hazır ürünler (ışık kaynakları) kullanılabilir.
  • Piyasadaki ürünler, teknik olarak AR-GE çalışmaları ve kullanım testleri yapılmış, gerekli sertifikasyon işlemlerinden geçmiş teknolojiler içerdiğinden yerel yönetimin tedarik yönetmeliklerine ve ilgili yasal / teknik standartlara uygundur.
  • Ürün ailesi birden çok ışık kaynağı için uyumlu olacak biçimde tasarlanmıştır. Böylece farklı üreticilerin muadil ürünleri tercih edilebildiğinden, kamu yararı adına gerekli rekabet ortamı sağlanır.
  • Zaman içinde kullanılan ışık teknolojileri, lensler, ekipmanlar değişse bile ‘zarf’ aynı kalır. Böylece teknolojiden bağımsız olarak kentte görsel bütünlük korunur, kimlik sürekliliği sağlanır.
  • Sistem, tedarik ve bakım pratikleri açısından yerel yönetim için avantaj sağladığından ekonomik olarak sürdürülebilirdir.

Ürün ailesi IPOLI (6) ve STINA (9) adlı iki ayrı set olarak kurgulandı. IPOLI setine ait ürünler meydan, sokak ve caddelerde yoğun olarak kullanılan, endüstri standartlarında kentsel armatürler olarak planlandı. STINA seti ise İstanbul’a özgü kentsel mekânlara özel olarak tasarlanan ürünlerden oluşuyor. Ürün ailesinin farklılaşan üyelerinin isimleri beraber, birleştirmek, karanlığın açılması, akşam sohbetleri, gölge gibi zengin anlamları olan Osmanlıca, Yunanca, Ermenice, Arapça, Süryanice, Farsça, Kürtçe gibi farklı dillerdeki kelimelerden esinlenilerek üretildi. Tasarım yaklaşımının temelinde İstanbul’un barındırdığı çeşitlilikten (diversity) beslenen STIN·POLI ürün ailesi, isim yelpazesiyle de bu tavrı koruyor.

 

Author


Avatar

Planlux Lighting Design

A virtual lighting design identity that celebrates 12th age